abdulkadirakdemir 49 Takipçi | 3 Takip

KALK GİDELİM ŞİİRİ

2015-05-22 16:34:00

<iframe width="420" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/SkasSjjkaAk" frameborder="0" allowfullscreen></iframe> Devamı

"TAŞRANIN SAZENDESİ" üzerine Fatma Güven yazısı

2014-03-18 21:29:00

    VE ŞAİR DEDİ Kİ TANRI BİZİMLE Şiir büyük külfetlerle yazılan edebi anlatım biçimidir. Şair anlatmak istediği kelimeleri önce kendi yaşar sonra aynı ölçüye yakın markajda yaşatmak ister okuyucuya. Pejmürde harfleri tutup uçlarından olağanüstü cümlelere indeksleyen odur. Evrendeki aykırı rüyaları belletir dünkü güzlere. Soğuk savaşta gölgesini üzerine çekip ısınan insanoğlu, sıcak savaşta perdeleri çektiği ölçüde kaçacağını sanır bunaltıcı ısıdan. Termometreler eksi düşü gösterdiğinde hayal kurmak pahalıya patlar cesetlere. Kaçış senfonisi ısmarlarken rüyalar, dimdik yokuşu çıkarken anısal reforma uğramış kalabalıkların hışmına uğrar yalnızlıklar. Karanlıklardan aydınlıklara çıkmaya çalışan kaç merdiven varsa, o ölçüde raftaki yerini alır mutluluk veren çikolatalar. Kararlı adımlarla başlayan her yolculukta ağır aksak yürüyen bir bulut vardır ve yağmur daha çok sevilir taşralarda. Sazını eline alıp taşrada nefes almayı seçen hiç bir şair gördünüz mü? Görmediyseniz kirpiğinize takılan sazendelerin ne anlatmak istediğine dikkat edin derim. Çünkü bir ülkenin başkenti ya da önemli şehirleri dışında kalan yerlerde şiir okumak ve devamında yazdığınız şiiri anlatmak çok zordur. Klişe değildir yazdıklarınız. Ama toprağa değen bir gök gürültüsü kadar derin ve açıktır anlattıklarınız. Dünya güzeldir, ama bir şairin gözüyle daha da güzel olur diyen Goethe gibi biz de diyoruz ki taşrayı güzel yapan orda yaşayan sazende şairlerdir. Tıpkı sazendeliği seçmiş biri olan şair Abdülkadir Akdemir gibi... Devamı

"TAŞRANIN SAZENDESİ" üzerine İlkay Coşkun yazısı

2013-12-10 14:35:00

ABDULKADİR AKDEMİR´İN TAŞRANIN SAZENDESİ ADLI İLK ŞİİR KİTABI ÜZERİNE NOTLAR İLKAY COŞKUN Taşranın Sazendesi, (1) Şair Abdulkadir Akdemir’in ilk şiir kitabı. ‘Savaş Provaları’ ve ‘İntihar Şüphesi’ başlığıyla iki bölüm halinde sunulan kitap toplamda 22 şiirden oluşturulmuştur.  Şair, toplumsal duyarlılığı olan şiirleri öncelemiştir ; ‘Bombalar düşüyor yanı başımıza, yani başımıza dinle’ (2) mısraları her ne kadar Suriye’deki savaştan önce yazılmış olsa da bu şiirin içinde bulunduğumuz coğrafyada güncelliğini koruyacak bir şiir olduğu anlaşılıyor .  Tanrı bizimle deyip de saldıranlar var maalesef. Aslında herkesin saldırmak için bir gerekçesi bir bahanesi var. Kimisi özgürlük adına yapılıyor, kimisi vatan millet adına. Kimisi ise bilindiği üzere güç adına.  ‘Banliyölerde hala ölmeyen bir ses var’ (3) mısralarıyla muzdarip sinelerdeki yüreklerin gücünü imliyor şairimiz. Kimileri çocukken başlıyor kavgalara, ‘ zeytin dallarıyla savaşa tutuşur çocuklar’ (4) tespitiyle karmaşa resmediliyor. Barış, adalet konularında en fazla kitap neşreden Amerika’nın dünyadaki karmaşalarda baş aktör olması manidar olmasa gerek. Mücadelenin en son mertebesi susmak, sessiz kalmak, buğuz etmek yanlışlıklara, savaşlara, acılara ve zulümlere. ‘kime açsam sırrımı, aynı ses derin ve sivri o sükût’ (5) satırlarında Arbede şiirinin dinginliği yansıyor bizlere. Ahmet Erhan’ın; “Bin acı birikse ancak bir şiir doğurur.” ifadesinde olduğu gibi, şairin şiirlerinde acılar ve zulümler mısra mısra imlenmiş yaşanılan yaşatılan gerçeklerde. Yağmur imgesi, kitabın geneline hakim gözükmektedir. Bereketi imleyen yağmurun çokanlamlılığı bir&... Devamı

´TAŞRANIN SAZENDESİ´ üzerine Alpaslan Akdağ yazısı

2013-09-07 18:51:00

  GRANİT KAYALARI İĞNE UCUYLA YONTMAK YA DA ABDULKADİR AKDEMİR´İN ´TAŞRANIN SAZENDESİ´ ADLI İLK ŞİİR KİTABI ÜZERİNE Ebruların ve diz dize vermiş yaşlı bilgelerin süslediği mavi yeşil kapaklı bir şiir kitabı için cesurca bir giriş olmuş "Anneme, babama ve gecenin rengini çözenlere" ithafı ile başlayan şiirsel sözler… Değirmen Yayınları’ndan çıkan kitap İki bölümden oluşuyor, Savaş Provaları ve İntihar Şüphesi. "Taşranın Sazendesi" isminin kitaba fazlasıyla yakışmış olduğunu ve kapak görselliğinin de bu kanaatimi pekiştirdiğini söylemeden olmaz. 1987 Trabzon doğumlu olan genç ozanımız Abdulkadir Akdemir ´in tarihe not düşme babında yazmış olduğu bu ilk kitabıyla, belli bir derinlik eksenine oturttuğu ve gerçeklik içeren yalın kılıç söyleyişiyle, yeni kitaplarını da pür dikkat beklemeyi bir görev olarak salık veriyor bizlere… Hepimizce malum olduğu üzere zahmetli bir uğraştır şiir yazmak. Granit kayaları iğne ucuyla yontmaktır. Kızgın çöllerde serap arayışıdır birazda. Savaş çığlıklarına karşı sesi cılız bile çıksa dört mevsim barış’ın borazancılığını yapmaktır. İnsanlığın zararda/ziyanda olduğunun farkında olan Şairse bu zorlu yolculuğun baş mimarıdır. Yazdıklarını kendine saklamaz. Ardıllarına yeni ufuklar/yollar açmak ve hayatı daha yaşanılır kılmak için bir karınca titizliğiyle didinir durur… bebek verip ceset alıyor hayat…s- 72 Yaşamla ölümün kısacık bir özeti gibidir yazılanlar. Bir girdap gibi kendine çeker bizi. Okuyup tefekkür etmek ve yaşamın/ölümün o şiirsel derinliğinin sırrına ermek için… Zeytin dallarıyla savaşa tutuşsun çocuklar…s15 Zannın iyi bir şey olmadığını ve yanılgı payı... Devamı

"TAŞRANIN SAZENDESİ" üzerine Deniz Berat yazısı

2013-08-12 14:10:00

TAŞRANIN SAZENDESİ "Anneme, babama ve gecenin rengini çözenlere" ithafı ile başlayan bir çalışmayla baş başayız. Kitap kapağını görünce, insanda oryantalist ifadelerle süslü bir şiir kitabı okuyacağı izlenimi ağırlık kazanabilir. "Taşranın Sazendesi" ismi de arkaik ögelerle bezenmiş bir yapıyı haber veriyor gibi. Bu tahminler elbette bir nebze doğruluk payı taşıyor. Ancak bu ifadelerin, şair Abdulkadir Akdemir´in kurduğu şiir çatısını bütünüyle tanımlamaktan aciz kaldığını rahatlıkla söyleyebiliriz.  Anlatımcı şiirin özelliklerinden faydalanarak dozunda kullanılan imgesel ifadelerle kurulan bu şiirlerin, günümüz şiir okuru algısında yadırgamaya neden olmayacağı aşikar.  Lirizmin kendini sıklıkla duyumsattığı, dengeli bir duyarlığın yeni ifade biçimlerini ararken salt kelimelerin yanyana gelmesinin oluşturduğu anlamsallıktan öte, gizemci sembolleri de dozunda kullanma yolunu tercih ettiğini ifade edeyim. Kitaptaki kimi şiirlerde dizelerin fazla uzun tutulduğunu düşünmüyor değilim, lakin anlam birimi olarak dizeyi öncülleyen bakış açısını da şiirimiz için bir zenginlik olarak görüyorum. Buna karşın ürünlerdeki daha kısa tutulmuş dizelerde görülen ritmik söyleyişin hasıl ettiği ezgi, bana daha sempatik ve estetik geliyor.  1987 Trabzon doğumlu genç ozan Abdulkadir Akdemir´in ilk kitabıyla belli bir derinlik eksenine oturttuğu sahihlik içeren söyleyişi, ilerde çıkması muhtemel yeni kitaplarını merak ettiriyor doğrusu... Kitapta en beğendiğim beş şiiri sıralıyorum:  1) Nale (İnleyiş) 2) Son Salvo 3) Hasretinden Eşkin Verir Sözlerim 4) Arbede Savaş Provaları II 5) Kalk Gidelim  Kaynak: http://denizberat.blogspot.com/ ... Devamı

“Her ahım devrimdir, her nefesim intihar”: Yaşar Bedri

2013-07-17 22:16:00

  “Her ahım devrimdir, her nefesim intihar”: Yaşar Bedri Ak kâğıtlar tahrik ediyor Füzen Kiremit parçası Ya da mürekkep Tanığım olur musunuz? Diyerek açılıyor Yaşar Bedri’nin “Ölüm Dağlara Oğul Bırakınca” adlı kitabı. Bizi de bu tanıklar arasına ekleyebilir şair. Yaşar Bedri şiirine 96 yılının Mayıs ayında çıkan yedinci şiir kitabı olan Ölüm Dağlara Oğul Bırakınca üzerinden bakmaya çalışacağız. Diğer birkaç kitabında yoğun olarak kullandığı “mesel” kelimesinin aksine bu kitaptaki şiirlerde “risale” isimli şiirler yer alıyor. Bazı anlar vardır dönüm noktası diyebileceğimiz belki de bu, şair için bir dönüm noktasının işaretidir. Bunu bilemiyoruz. Bu kitabın şöyle bir tarafı var ve incelenmeye değer: Yaşar Bedri şiirinin divan edebiyatına yaslanan bir tarafı var ve şiirin köklerini buralara kadar uzatmak şairin divan edebiyatının çekim kuvvetinden sıyrılma gereği duymadan onun duruşundan faydalanmasını sağlamıştır. Ali Günvar’ın Doğru Yazılar adlı kitabında: “Bazı eserler vardır ki dünya bunların varlıklarının ve önemlerinin derecesini kavrayabilmek için zamanın geçmesini beklemek zorundadır” der. Bizim bu şiirleri ele almamızın nedeni de budur. Yaşar Bedri’nin şiirleri lirizm kumsalına saplanmış diğergam cümleler olarak durmaz. Bunu anlayıp anlatabilmenin yolu şiirin yoğun savunusudur. Şimdi gerçek şiirin savunulmaya ihtiyacı olmaz demek gelebilir aklınıza fakat şiirin savunulması içinde bulunduğumuz şu zaman diliminde aslında bilinen savunma değil okunmasını sağlamaktır. Bu şiirleriyle şair özerk bir can damarı oluşturmuş görünüyor kendine ve sızıntılar hariç şiirin ulaşabildiği kitle bana göre yeterli değildir. “İktidar isteyen, yığınları... Devamı

Taşranın Sazendesi´nde Çağ ve Dünya Algısı - 2 / Ali CELEP

2013-06-03 23:16:00
Taşranın Sazendesi´nde Çağ ve Dünya Algısı - 2 / Ali CELEP |  görsel 1

Ali Celep´in, ´Taşranın Sazendesi´nde Çağ ve Dünya Algısı´ adlı yazısının 2. bölümünü yayınlıyoruz. Şiir eleştirisi deyince Poetik Haber akla gelir..  ALİ CELEP ABDULKADİR AKDEMİR’İN İLK ŞİİR KİTABI: ‘TAŞRANIN SAZENDESİ’ -2 Bana kalırsa şiir yazarken duyguların afyonlu etkisinden sıyrılmanın yolu biçime ilişkin bir takım kontrol mekanizmalarına sarılmaktan geçmez. Zira böyle bir mekanizmanın işletilmesi sözcüklerin, dizelerin ve giderek şiirin enerjisinin azalması sonucunu verir. Mesela şiirde başvurulan her tür süsleme için de benzer mantık geçerlidir. Şair, söylemek istediğinden daha çok şeyler söyleme ya da ima etme derdindeyse duygularını abartarak dolaylandırma (detaylandırma değil) yoluna gider, dolaylandırma ise onu biçimde kalabalıklaştırmaya götürür. Şair kendi deneyimine olağanüstü bir hava vermek istiyor olabilir. Olabilir ama böyle olmaz. En azından bugün. Geçen yüz yılda yaşamadığımızı sanıyorum da onun için böyle diyorum. Bugün hala inatla kendi duygularının afyonlu etkisinde yazmaya girişenleri kitabi olmakla suçluyorum. Onları kitabi ön kabullerle hareket ederek kendince kurdukları olağanüstü havalar yaratma derdini bırakıp, güncel yaşamın sıradan ama sağlam diliyle sadece söylemek istedikleriyle sınırlı bir deneyime çağırıyorum. Bu, kitabilikle sırtını döndükleri halkın dünyasına açılmak anlamına gelir. Şiir, direncini halkın bünyesinden alsa gerektir. Şairi de bu direnç ayakta tutsa gerektir. Lafı Abdulkadir Akdemir’in şiirlerine getiriyorum. Akdemir’in şiirlerinde yukarıda sözünü ettiklerimle birlikte iki türlü eğilim görüyorum. Sadece kendi olduğu ve söylemek istediklerini d&uum... Devamı

Taşranın Sazendesi´nde Çağ ve Dünya Algısı - 1 / Ali CELEP

2013-05-30 00:58:00
Taşranın Sazendesi´nde Çağ ve Dünya Algısı - 1 / Ali CELEP |  görsel 1

    Ali Celep, Genç Şair Abdulkadir Akdemir´in ilk şiir kitabı Taşranın Sazendesi´nde Çağ ve Dünya Algısını ele aldı. Üç bölüm halinde yayınlanacak olan yazı dizisinin ilk bölümünü yayınlıyoruz.  ABDÜLKADİR AKDEMİR’İN İLK ŞİİR KİTABI: ‘TAŞRANIN SAZENDESİ’-1 ALİ CELEP 1987 doğumlu genç bir şair Abdülkadir Akdemir. Son birkaç yıldır şiirlerini farklı edebiyat dergilerinde okuyoruz. ‘Taşranın Sazendesi’ dergilerdeki bu ürünlerinin toplamından oluşuyor. Kitapta kısa, uzun bütüncek 22 şiir var. Bu şiirler iki bölümde ele alınmış: Savaş Provaları ve İntihar Şüphesi. İki bölüm de birbirini eğrisiyle doğrusuyla büyük ölçüde bütünleyen bir yapıyı biçimde ve teknikte tamamlamış görünüyor. İlk kitaba mahsus göze batan kusurlar yok mu, fazlasıyla var, onlara konuşmamın sonunda değineceğim. Buradaki konuşmamı birkaç alt tem başlığı altında iki kısımda kurmayı deneyeceğim, bu durumda doğal olarak kitaptaki bazı şiirler öne çıkacaktır. İfade gücünü sahiplenmediğimiz oranda bazı şiirleri ise geri planda kalacaktır. Diyeceğim şiirin kendine mahsus hayatını kurabilenleriyle düşüncelerimizi temellendirmeye çalışacağız.  1. ‘TAŞRANIN SAZENDESİ’NDE ÇAĞ VE DÜNYA ALGISI ‘Kimseden habersiz ölmek istiyorsam bir bildiğim vardır Tutmamıştır münzevilik, dervişlik ve bil umum güzellik Kuklamıza ölüm nedir öğretsin konuşmayı bilmeyen kötürüm cinler Zarını kırsın en çetrefilli yanından kemikler yani bu kumarın Rulet bu hani bir sen bir ben ölmesek her g&u... Devamı

Gözün Karanlığa Alışması Kadar Uzun / Değirmen Dergisi 33 - 34

2012-12-26 22:24:00

  Gözün Karanlığa Alışması Kadar Uzun   “baştan ayağa yarayım” Y.Emre   Adını unuttum, durduğun yeri unuttum Daha önemlisi durduğun yerde nasıl durduğunu unuttum Karşıdan karşıya oy birliğiyle geçişini insanların, unuttum Fakat unutamam, bir takla at da anlayayım Bir takla at hemen gövereyim, uzasın boyum Arşa değsin başım bir takla at deyişini Rabbim evrimi onardım senden korkmasaydım Ve yakın markajında olmasaydım sevginin   Kişiye özel bir durum olarak gördüm geçen zamanı Haylamak dedim ancak bu ola haylamak egemen bir ağızla Greve çıkmadım, buna bıçak çekmedim Gittim namaz kıldım yalnızca Rabbim Dili ensesinden çekilsin demedim ki bu zamanda söylenebilirdi Oysa ben şafak sökmeden kalktım ve bana sabır ver dedim Bekledim bekledim daha vakti vardı   Boşuna bağırma burada seni kimse duymaz dediler İki oda bir koridor suratlarıyla acıyı düşün dediler Bunu iflasla geçen ramazan ayı söylese yapardım Acı çekenindir derdim gerisi yalandır derdim Filistin askısına astığınız neyim varsa verin Paltomu verin, gömleğimi verin. Bu size büyük Köşesine çekilen kendi derdine düşer Duyulduğumu bilmesem çoktan giderdim   Dünyaya tapanların tanrısı yer altında çekmez Kalbimi yolunda sabit kıl Rabbim   Değirmen Dergisi 33 - 34 ... Devamı

Sirkülasyon - yeni bir şiir

2012-11-29 00:26:00
Sirkülasyon - yeni bir şiir |  görsel 1

    SİRKÜLASYON   sabotaj ihtimaliyle uykusuz geçiyor onlarca gece tonlarca kapak kızı üstelik bol rüzgârlı, herkes uykuda atlılar geçiyor saymakla tükenmeyen yatlılar hafifletici sebepleriyle ağır geliyor. böyle konuşmuştuk böyle bu yorgunluğun geçeceğini, serinleyeceğini belki dişini gösteren bu karanlığın dineceğini ıskalayıp duran bu sert cereyanın dineceğini… oysa kıyasıya bekleyiş verebileceğim tek nakit para dolaşımı yüksek koltukların beklediği bir şey olsa da   sıfırlayıp baştan sayılırken altın sırmalı bir dokunuş boşunadır sabotaj ihtimali sır gibi gelir, kesmece değildir bilemezsin fular krizlerini de yaşadım evermek telaşesini de geveleyerek evcilleşmek çengeliyle hangi kuyuya indiysen karmaşa seçimlerin ortasında ve hem de sıfır rakımda dağ iklimine tutuldum, dağınıklığım sabit   kısa çizgiler çektim kısıldı sesim şu koskoca dünyada kısasa kısas hassas bir meseleydi de benim bu sesim kısıldıkça kısıldı nefesim kısaca muasırlaşamadım. Bundan mustaribim yazayım bunu da aklımın bir kenarına oligarşik dengenin olmazsa olmazı değildi elbet satın almayla sakın alma arasındaki fark ne çok sorun var şu panayırlar dünyasında bu da bir ihtimal olarak kalacaktır ihtimaller arasında   b planı dergisi 1 Abdulkadir AKDEMİR... Devamı