| HER HÜZÜNDE NİCE ZAFER BESLERİZ / BU BİR TARZ MESELESİ |
|
müzik dinle video izle rüveyda
Bir ben var bende Yakamoz dergisi 2. sayı AKKA
20:14 - 2008-09-23 - yorum {yok} - yorum yazÇakıl Taşlarına Damlarken AdımlarınÇakıl Taşlarına Damlarken Adımların Dalgalandı çöl rengi bir rüzgâr Sahile inciler ektim sonra Gözlerin yeşersin istedim Yaşarsın istedim yeşil gözlerin Itırını toplayalım esrari sümbüllerin Ve giderken sen, yollarına Uykusunu silktiğim bülbüllerin Şair nağmelerini sermeli dedim Yabancısı olduğum matem ağlar omuzlarımda Göçer başka diyarlara seferi hüzün Senin yanında Son/baharını yaşar solan sayfalar Vedan saçılır ellerinden dudaklarına Çakıl taşlarına damlarken adımların Kırmızının dallarına konar ihanet Ve gidişin bir ihanetti benim için Sonunda cinayet saklanmış terasında Ölü bir bıçak yarasıydı sesin Gülen resmine gömerim seni Bir defterin kuytusuna dilsiz kendimi Yadigâr kalsın diyerek düşerim Ölüm vaktini Gıcırdayan sözler mütebessim bakar işte Aramızda yaşanacaklar bile şaşkın şimdi Ezeli ızdırabın penceresinden sarkar sesim Çığlık ki uyutmaz hiçbir bedeni Saçlarıma giydirdim beyaz kefeni Bitmeli dedim Diz çöküp ölüm mavisinin önünde Arda kalan küllerimi Küskün balıklara atacağım Bari onlar ağlamasınlar AKKA
20:04 - 2008-09-23 - yorum {yok} - yorum yazKul/YabaniKul/yabani Kul yabani Eridi dilim, ayakta tut gözlerini Garip bir rejimin ayak seslerinde hâlbuki Aşinayım, tek numune insin göklerden, ruhsar Berk vurup terk etsin mukaddesimi Yalnız ve yalnızca şikâyetime gömün hüznü Geçmişine peşkeş çeksin ihtilalleri Seher yeli vurur harab sanar zihnimi Fikrim makber Yüreğim mah/şerdir oysa Kul yabani Peyke sade ceset taşır Ruh yükseklerde elbet, bakışın deldiği Altında salıncak kurulmuş bulutlar Üstte kıvılcım yağmuru Durma sakın durma Daha yükseğe yürü Yansın ellerin Kul yabani Akıl satar tüccar misali Başına vuran sefilliğidir gördüğüm Sahi, nerdendir bu ümit, teselli Tesadüf etsin isterim bir cenazeye Çığlıklarına karıştırsın / geceyi Sorsun sessizce Kul yabani İzaha gerek yok hiçbir elemi Şeref fukarası çelme takmış yeryüzüne Tuzlu yaşlara kastı var besbelli Yaslanmış yüreğime dört şehit daha Esmer hüznüme düş/tü kan rengi Kul yabani Arz ettim ya Rab Her daim doğruyu ve güzeli Yazmayı bahşet Abdulkadir AKDEMİR 19:58 - 2008-09-23 - yorum {yok} - yorum yazTerk Ettim Seni Uyku Bir avuç duaya sararım seni Elbet unutmazsın canımı yakıp Unutmak gelirse aklına beni Yeşil gözlerinden bir ateş ç/alıp Geceyi ateşe veririm ya Leyli Gayya kuyusunda sessizce hıçkırmaya başlarken iblis, yazmaya başlar kalem emir üzre. Leyl yarıyı bulduğunda tuzlu ıslaklığın sardığı cümleler istila eder gecenin hüzne davetini. Kum saatinin başı döner, bulanır zaman, dilim dilim yedirilir ruhuma. Marazlanınca kalem, titrer ellerim ki ince bir hastalıktır bela-yı aşk. Ve aşk asr-ı saadet geçse dahi üstünden, fosilleşmiş bir gülde yeniden açan Leyla’dır. Hummalı çığlıklar içerir her tarifinde, isim vermeden. Fakat ben acı çektirmek için sevmedim seni. Kapama gözlerini ne olur bir umut diyerek, açtığında gözlerini yine ben varım. Göz açıp kapatıncaya değil ki sevdam. Tek kişilik gerilla aşkında gül/enbaz olmuşum. Öldürüp gitmem leyli, sildiğim sen değil gözyaşların olur. Bir matemdir bu geçen yılların silinmeyen matemi, zifiridir. Elbet bir gün diye biten güz çağının son demidir bu. Gözlerine saklı kalan resmimin ağlayan yanına hasret kırağısıdır özlediğim. Sevdim deyip de tutamadığım aşk yalımı, ellerinin sıcağına sözlerim. Ne kadar âcizane bulsan da efsunkâr fısıltılarımı, sevmeye hapsettiğim cümlelerim seni çağırmaktadır. Aramışım hep, karlardan önce düşmüşüm toprağa bulabilmek için seni, ısıtmak için kalbimin en kuytu yerini. Kardelen kardelen arar olmuşum. Gündüz güneş, gece salkım saçak ay. Yalnız bir sandaldan dökülen sancılarla uzak denizlerin birinde sevdanın sıtmasına tutulmuş gibiyim. Visal ne kadar uzak benden söyle, tesettürüne kurban olduğum. Her çıtlatışımda kalemi, adın sıçramış suçsuz kâğıda. Ebruli olmuşsun rengârenk gökyüzü. Baharın habercisiyim ya leyli tanrı misafiri de al gönlüne. Aşkın gerçeğine vardır beni. Duydum ki bana yazılmışsın hadi yorma beni daha fazla. Leyli bak senin için yaşamayı göze almışım. Aç kapılarımı da ebabil nasiplensin gözyaşlarımdan. Kalbim krizlerinde ovuyorum başımı ağrılarında dertlerim taşmasın diyerek. Geceye hükmetmesin sessizliğin. Hükümsüz bir çıldırışın son anlarısın. Biraz idamdan yana suskunum, biraz intihar. Ama sen tanırsın beni inanma söylediklerime. Hani olursa böyle bir şey zor olanı seç, acıma bana. Yalnızca sarıl yeter. İstediğim notasız bir çığlık değildir. Dinle beni anla ki bir çılgınlık yaparım. Susarım ya leyl susarım. Ne günler geçti birlikte. Şimdi ser sebil titreyişlerimde saklarım seni. Olur, olmaz yerde düştün mü aklıma bir Burak kanatlanır. Yokluğunda tuzlu yağmurları topladığım mendili sahiplenir, semeridir. Bir damla güzellik kalmazcasına alır beni. Hasretinle dolsun yüreğim tamam lakin çatlamak üzereyim, yar/alama yüreğimi. Ya da yarım bırakma işini zarar canıma gelsin, fazla gelir oldu çoktandır. Anlamaya çalışma söylediklerimi, empatik tavır yakışmıyor sana. Bırak saçmalayayım. Adına bir şiir daha ıslatayım, bir geceyi daha boğsun dakikaları firavunun. Bin bir gece süren Hürrem masalında sadece ama sadece figüran olmuşum. Sıkışıp kalmışım katil incecik bir sayfada. … Kaç gündür uyuyorum bilmiyorum. Gözlerimde hala bu uykunun ağırlığı var. Ölümcül değilmiş hastalığım neyse.Bir şeyler karalıyordum sanki. Nerde kalmıştık leyli. Bu şehir de Kadir bilmedi, bilemedi işte. Fonda kan çanağı sallanıyor, kekremsi bir ninni soluyor dudaklarında, siyah gül koyuyorsun yastığıma ve gidiyorsun leyli… Yakamoz dergisi 2.sayı Abdulkadir AKDEMİR
15:37 - 2008-09-22 - yorum {yok} - yorum yazAyn/Şın/KafI -ayın-
Yanağımda hüzne konan yaş vardır
Önce sen der, sonra bir yıldız söndürürüm parmaklarında. Cani değilim cinayetim tozlanan gözlerinedir. Sahtedir güzelliğin Züleyka, inanma aynalara. Karartır gözlerini yalancı güneş. Yanağına yaslanma, inan ki anlarım dertlisindir. Acıtma sözsüz cümlelerimdeki karanfil kokan seni…
-şın-
Bir kıyısından diğerine yılların
Özlemim seni sarıp sarmalar ölüm mavisi. Şimdi seni giyiniyorum bu gece vakti…
-kaf-
Benden uzakta gülerken, dudaklarına
Düşer bakışlarım Kaç mevsim geçti sıcağa hasretlik beklerim Zannına değmedi sözlerim Daha ne kadar susacaksın Züleyka Sabır taşı çatlatır palazlanmış kalemim Pişmanlık çiçeğine açarsın beni Yine de sanadır kalemim Ayın, şın, kaf … .. . Sade bir gece yarısı buhranıyla Süslendi çocuk ve Sürüklendi sana Abdulkadir AKDEMİR
15:25 - 2008-09-22 - yorum {yok} - yorum yaz
|
Hakkımda Şiir ne zaman varlık ve yokluk meselelerine girerse o zaman sözün hakkını veren hatipler doğacaktır. Biz ki yaşamak hususunda bu güne kadar hiç olmadığı kadar acemiyiz. /... Saçlarımız hep aynı dökülürdü ey insanlar / Sert bir gölgeye çarpar sendelerdik / Aldandığımız kadınlar her köşe başında / Et dilenirdi / Nerden bilebilirdik / /... iletişim: edebiyatdeposu(at)hotmail.com Ana Sayfa Profilim Arşiv Kategoriler
- BİZİM MAHALLE EDEBİYAT, DÜŞÜNCE GAZETESİ - FOTOROMAN - Sesli Harflerle Üzülüyorum - KEŞKE YALNIZ BUNUN İÇİN SEVSEYDİK BU ŞİİRİ: CEMAL SÜREYA / AkkA - ŞEHRENGİZ DERGİSİ SAYI:3 / İZ / AKKA - The World Was Like a Boring Short Film* / BİZİM MAHALLE / AKKA - SUSUN! SÖYLÜYORUM... - MUSTAFA CELEP’İN DÜNYA “ÇIKARTMA”SI ADINA BİR SESLENİŞ - Değirmen Dergisi 19. Sayı / Yüzyılın Kitapları Seçkisi / AKKA - SÖZ / AKKA - While My Footsteps Were Weeping to Pudding Stones* / AKKA - Yediiklim DERGİSİ 234 / Yorgun Tapınağın Yeşil Yağmurdaki Halidi - YAR-I GECE - Şehrengiz Dergisi 2. Sayısını Çıkardı - KALK GİDELİM |