HER HÜZÜNDE NİCE ZAFER BESLERİZ / BU BİR TARZ MESELESİ

müzik dinle video izle

rüveyda

Kategori: Yakamoz DERGISI




RÜVEYDA


Siyaha bürünmüş gözlerim
Kan serilmiş içten içe ruhuma
Ayaza koşan sabahtadır helakim
Kovarsam azraili namerdim
Vakitsiz intihar saçlarıma

Rüveyde
Meyletme sakın visale
Geceye ahdim var
Harab etmeyelim yangınımızı
Feragate doğar feryadım
Peri, şanımız budur,
Bir rüyadır sanırım

Şiir konuşur
Adını düşerim geceye
Bir gül yeter ki
Bir gül: sen
Yıkılır sanem şehr-ayin olur
Tebdil-i renk yanaşır gamzene
Elif düşer, nun olur

Kan/atma vakit hazan, üşürüm
Yaldızlanır parmaklarım doğarken güneş
Unutma beni Rüveyde
Unutma sakın
Bu suskun kalbime hasret revadır
Giderken, kal dersin ümidi vardır

İkiyüzlüdür günler bilirsin
Birinde biz, birinde yalnız sen varsın
Ellerin koynunda kalmasın
Elif düşer, nun olur

Bir ben var bende
Bende sen varım
Tanırsın beni
Bir elif yalnızlığım

 

 

 Yakamoz dergisi 2. sayı

AKKA

 

 

 

 

20:14 - 2008-09-23 - yorum {yok} - yorum yaz


Çakıl Taşlarına Damlarken Adımların

Kategori: Yakamoz DERGISI

Çakıl Taşlarına Damlarken Adımların

 

Dalgalandı çöl rengi bir rüzgâr

Sahile inciler ektim sonra

Gözlerin yeşersin istedim

 

Yaşarsın istedim yeşil gözlerin

Itırını toplayalım esrari sümbüllerin

Ve giderken sen, yollarına

Uykusunu silktiğim bülbüllerin

Şair nağmelerini sermeli dedim

 

Yabancısı olduğum matem ağlar omuzlarımda

Göçer başka diyarlara seferi hüzün

Senin yanında

Son/baharını yaşar solan sayfalar

Vedan saçılır ellerinden dudaklarına

Çakıl taşlarına damlarken adımların

 

Kırmızının dallarına konar ihanet

Ve gidişin bir ihanetti benim için

Sonunda cinayet saklanmış terasında

Ölü bir bıçak yarasıydı sesin

 

Gülen resmine gömerim seni

Bir defterin kuytusuna dilsiz kendimi

Yadigâr kalsın diyerek düşerim

Ölüm vaktini

 

Gıcırdayan sözler mütebessim bakar işte

Aramızda yaşanacaklar bile şaşkın şimdi

Ezeli ızdırabın penceresinden sarkar sesim

Çığlık ki uyutmaz hiçbir bedeni

Saçlarıma giydirdim beyaz kefeni

Bitmeli dedim

 

Diz çöküp ölüm mavisinin önünde

Arda kalan küllerimi

Küskün balıklara atacağım                         

Bari onlar ağlamasınlar

 

 

AKKA

 

20:04 - 2008-09-23 - yorum {yok} - yorum yaz


Kul/Yabani

Kategori: Yakamoz DERGISI

Kul/yabani

 

Kul yabani

Eridi dilim, ayakta tut gözlerini

Garip bir rejimin ayak seslerinde hâlbuki

Aşinayım, tek numune insin göklerden, ruhsar

Berk vurup terk etsin mukaddesimi

Yalnız ve yalnızca şikâyetime gömün hüznü

Geçmişine peşkeş çeksin ihtilalleri

Seher yeli vurur harab sanar zihnimi

Fikrim makber

Yüreğim mah/şerdir oysa

 

Kul yabani

Peyke sade ceset taşır

Ruh yükseklerde elbet, bakışın deldiği

Altında salıncak kurulmuş bulutlar

Üstte kıvılcım yağmuru

Durma sakın durma

Daha yükseğe yürü

Yansın ellerin

 

Kul yabani

Akıl satar tüccar misali

Başına vuran sefilliğidir gördüğüm

Sahi, nerdendir bu ümit, teselli

Tesadüf etsin isterim bir cenazeye

Çığlıklarına karıştırsın / geceyi

Sorsun sessizce

 

Kul yabani

İzaha gerek yok hiçbir elemi

Şeref fukarası çelme takmış yeryüzüne

Tuzlu yaşlara kastı var besbelli

Yaslanmış yüreğime dört şehit daha

Esmer hüznüme düş/tü kan rengi

 

Kul yabani

Arz ettim ya Rab

Her daim doğruyu ve güzeli

Yazmayı bahşet

 

 

Abdulkadir AKDEMİR

19:58 - 2008-09-23 - yorum {yok} - yorum yaz


Terk Ettim Seni Uyku

Kategori: Yakamoz DERGISI




TERK ETTİM SENİ UYKU

 

Bir avuç duaya sararım seni

    Elbet unutmazsın canımı yakıp

        Unutmak gelirse aklına beni

             Yeşil gözlerinden bir ateş ç/alıp

                   Geceyi ateşe veririm ya Leyli

 

           Gayya kuyusunda sessizce hıçkırmaya başlarken iblis, yazmaya başlar kalem emir üzre. Leyl yarıyı bulduğunda tuzlu ıslaklığın sardığı cümleler istila eder gecenin hüzne davetini. Kum saatinin başı döner, bulanır zaman, dilim dilim yedirilir ruhuma. Marazlanınca kalem, titrer ellerim ki ince bir hastalıktır bela-yı aşk. Ve aşk asr-ı saadet geçse dahi üstünden, fosilleşmiş bir gülde yeniden açan Leyla’dır. Hummalı çığlıklar içerir her tarifinde, isim vermeden. Fakat ben acı çektirmek için sevmedim seni. Kapama gözlerini ne olur bir umut diyerek, açtığında gözlerini yine ben varım. Göz açıp kapatıncaya değil ki sevdam. Tek kişilik gerilla aşkında gül/enbaz olmuşum. Öldürüp gitmem leyli, sildiğim sen değil gözyaşların olur. Bir matemdir bu geçen yılların silinmeyen matemi, zifiridir. Elbet bir gün diye biten güz çağının son demidir bu. Gözlerine saklı kalan resmimin ağlayan yanına hasret kırağısıdır özlediğim. Sevdim deyip de tutamadığım aşk yalımı, ellerinin sıcağına sözlerim. Ne kadar âcizane bulsan da efsunkâr fısıltılarımı, sevmeye hapsettiğim cümlelerim seni çağırmaktadır. Aramışım hep, karlardan önce düşmüşüm toprağa bulabilmek için seni, ısıtmak için kalbimin en kuytu yerini. Kardelen kardelen arar olmuşum. Gündüz güneş, gece salkım saçak ay. Yalnız bir sandaldan dökülen sancılarla uzak denizlerin birinde sevdanın sıtmasına tutulmuş gibiyim. Visal ne kadar uzak benden söyle, tesettürüne kurban olduğum. Her çıtlatışımda kalemi, adın sıçramış suçsuz kâğıda. Ebruli olmuşsun rengârenk gökyüzü. Baharın habercisiyim ya leyli tanrı misafiri de al gönlüne. Aşkın gerçeğine vardır beni. Duydum ki bana yazılmışsın hadi yorma beni daha fazla. Leyli bak senin için yaşamayı göze almışım. Aç kapılarımı da ebabil nasiplensin gözyaşlarımdan. Kalbim krizlerinde ovuyorum başımı ağrılarında dertlerim taşmasın diyerek. Geceye hükmetmesin sessizliğin. Hükümsüz bir çıldırışın son anlarısın. Biraz idamdan yana suskunum, biraz intihar. Ama sen tanırsın beni inanma söylediklerime. Hani olursa böyle bir şey zor olanı seç, acıma bana. Yalnızca sarıl yeter. İstediğim notasız bir çığlık değildir. Dinle beni anla ki bir çılgınlık yaparım. Susarım ya leyl susarım.

           Ne günler geçti birlikte. Şimdi ser sebil titreyişlerimde saklarım seni. Olur, olmaz yerde düştün mü aklıma bir Burak kanatlanır. Yokluğunda tuzlu yağmurları topladığım mendili sahiplenir, semeridir. Bir damla güzellik kalmazcasına alır beni. Hasretinle dolsun yüreğim tamam lakin çatlamak üzereyim, yar/alama yüreğimi. Ya da yarım bırakma işini zarar canıma gelsin, fazla gelir oldu çoktandır. Anlamaya çalışma söylediklerimi, empatik tavır yakışmıyor sana. Bırak saçmalayayım. Adına bir şiir daha ıslatayım, bir geceyi daha boğsun dakikaları firavunun. Bin bir gece süren Hürrem masalında sadece ama sadece figüran olmuşum. Sıkışıp kalmışım katil incecik bir sayfada.

          Kaç gündür uyuyorum bilmiyorum. Gözlerimde hala bu uykunun ağırlığı var. Ölümcül değilmiş hastalığım neyse.Bir şeyler karalıyordum sanki. Nerde kalmıştık leyli. Bu şehir de Kadir bilmedi, bilemedi işte.

          Fonda kan çanağı sallanıyor, kekremsi bir ninni soluyor dudaklarında, siyah gül koyuyorsun yastığıma ve gidiyorsun leyli…

 

 Yakamoz dergisi 2.sayı

Abdulkadir AKDEMİR

 

15:37 - 2008-09-22 - yorum {yok} - yorum yaz


Ayn/Şın/Kaf

Kategori: Yakamoz DERGISI

I

-ayın-


Hasretim ölür ve gelirim ben

Yanağımda hüzne konan yaş vardır


         
Gecenin en zifiri yerine çekilmiş kalem. Hazzın sömürüldüğü rüyaların günahı sıçramış gök/yüzüne. Apaçık söylediğim cümlelerimde sır olmuşsun. Yüzümü döndüm sana alnım açıktır. O kadar derin bakma gözlerini görmeliyim. Ellerinden düşürme sensiz kalır Yusuf’um karanlıkta.

          Önce sen der, sonra bir yıldız söndürürüm parmaklarında. Cani değilim cinayetim tozlanan gözlerinedir. Sahtedir güzelliğin Züleyka, inanma aynalara. Karartır gözlerini yalancı güneş. Yanağına yaslanma, inan ki anlarım dertlisindir. Acıtma sözsüz cümlelerimdeki karanfil kokan seni…


II

-şın-


Umutlarım aç dolaşır sokaklarında

Bir kıyısından diğerine yılların


          
Bir anı düştü zihnime zamanım yoruldu. Durulmayan hislerimin orta yerindeydin batmaya yakın. Yıkılmadan uzaklaşandın çoğu kez Züleyka. Yerinde çılgına dönen bir selvi gibi sitemine rüzgârın. Akmaktan usanmış, yıllanmış suyu ile fakir bir dereydin. Sızardın bazı zaman gözlerimden. Yaşlanmış bir eldin bazen de teselli veren. Karanlıkta benekleşen hüzün kırıntıları arasında dolaşırken, acziyetine mahkûmdur beden. en sade kefen musikisidir bu matem sesine tutulan. Ve Züleyka, ölüm mavisine açmış bir kır lalesi eşkin verir dudaklarının sessizliğinden.

            Özlemim seni sarıp sarmalar ölüm mavisi. Şimdi seni giyiniyorum bu gece vakti…


III

-kaf-


Cinnet gülleri saçar hasretim

Benden uzakta gülerken, dudaklarına


            Çocukken yazmışım seni kalbime Züleyka, çıkaramam şimdi büyüdüm sana. Çınardır yaşım. Her tarih düşüşüm ölüm vaktini haber verir yarıma. Aslı/mı arar olmuşum. Akla ziyan gelir dualarım. Sanma ki her adımım yanına olur. Aklını başına topla Züleyka sonra bana ver. Bu gidişat hayra değildir.


Rüzgâr doğurur saçların/sonbaharda

Düşer bakışlarım

Kaç mevsim geçti sıcağa hasretlik beklerim

Zannına değmedi sözlerim

Daha ne kadar susacaksın Züleyka

Sabır taşı çatlatır palazlanmış kalemim

Pişmanlık çiçeğine açarsın beni

Yine de sanadır kalemim

Ayın, şın, kaf

..

.

Sade bir gece yarısı buhranıyla

Süslendi çocuk ve

Sürüklendi sana

 

Abdulkadir AKDEMİR

 

 

15:25 - 2008-09-22 - yorum {yok} - yorum yaz


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Hakkımda
Şiir ne zaman varlık ve yokluk meselelerine girerse o zaman sözün hakkını veren hatipler doğacaktır. Biz ki yaşamak hususunda bu güne kadar hiç olmadığı kadar acemiyiz. /... Saçlarımız hep aynı dökülürdü ey insanlar / Sert bir gölgeye çarpar sendelerdik / Aldandığımız kadınlar her köşe başında / Et dilenirdi / Nerden bilebilirdik / /... iletişim: edebiyatdeposu(at)hotmail.com
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Kategoriler
Son Yazılar
- BİZİM MAHALLE EDEBİYAT, DÜŞÜNCE GAZETESİ
- FOTOROMAN
- Sesli Harflerle Üzülüyorum
- KEŞKE YALNIZ BUNUN İÇİN SEVSEYDİK BU ŞİİRİ: CEMAL SÜREYA / AkkA
- ŞEHRENGİZ DERGİSİ SAYI:3 / İZ / AKKA
- The World Was Like a Boring Short Film* / BİZİM MAHALLE / AKKA
- SUSUN! SÖYLÜYORUM...
- MUSTAFA CELEP’İN DÜNYA “ÇIKARTMA”SI ADINA BİR SESLENİŞ
- Değirmen Dergisi 19. Sayı / Yüzyılın Kitapları Seçkisi / AKKA
- SÖZ / AKKA
- While My Footsteps Were Weeping to Pudding Stones* / AKKA
- Yediiklim DERGİSİ 234 / Yorgun Tapınağın Yeşil Yağmurdaki Halidi
- YAR-I GECE
- Şehrengiz Dergisi 2. Sayısını Çıkardı
- KALK GİDELİM